Çini

Farça'dan gelme “çini” sözcüğü , “çin ülkesinden gelme” yada “ çin işi” anlamını taşımaktadır. Bazı araştırmacılara göre çini türü işler ilk kez Çin de yapılmış ve Anadolu'ya ordan gelmiştir.

Çini, tarihi Asırlular zamanına varan bir doğu sanatı olarak kabul edilir.Orta Asya' da Turfan, Aşkar ve Koca bölgelerinde yapılan araştırmalarda Türk çini ve resimlerinin bulunması, Türklerin çok eski devirlerde çiniyi kullandığını göstermektedir. MÖ 3000 yılının ilk yarısında mimari ile tanışmış olan çiniler, İslam mimarisinde MS9. Yüzyılda yer almaya başlamıştır.

14.yüzyılda Anadolu çini sanatı, Osmanlılar ile birlikte yeni bir boyut kazanmıştır.

Selçuklu mozaik çini tekniği ile renkli sır tekniğinin birleşmesi, Osmanlı çinilerine bir başlangıç teşkil etmiş ve İznik, Osmanlı Devleti ‘nin kuruluş yıllarında çiniciliğin merkezi olmuştur. Osmanlı devrinde zamanımıza ulaşan en eki çiniler ise, 1391 tarihinde inşaatı tamamlanan İznik Yeşil Cami minaresidir. Yine Osmanlı çini sanatının getirdiği ilk büyük yenilik, çok renkli sır tekniği olmuştur. Diğer bir yenilik ise sır altı tekniği ile yapılan mavi-beyaz çinilerdir.

Özellikle 15. Ve 17.yüzyıllar arasında İznik, önemli bir çini ve seramik üretim merkezi haline gelmiş, burada üretilen çiniler İstanbul' daki sarayların duvarını süslemiştir.

Üstün kaliteli bu çiniler, bugün İstanbul da Kanuni Sultan Süleyman Türbesi (1556), Sokullu Mehmed Paşa Camii(1572), Piyale Paşa Camii(1574) ile Topkapı sarayı' ndaki Üçüncü Murad Han dairesinin duvarlarını süslemektedir.

Çini hamurunun ana malzemesi, kildir. Kilin içine belirli oranlarda kuvars ve kireç de katılır. Ardından kil, havuzunda suyla karıştırılır,bu çamur bekletilip süzülerek çeşitli havuzlardan geçirilir. Boza kıvamına geldikten sonra kalıba dökülerek preslenir, ardından yoğunlaştırılarak tornada işlenecek hale getirilir. Üzerin deki pürüzler zımparalanır ve fırına yetiştirilir. İlk pişirimi yapılan çini, benzemeye hazırlanmış hale gelir. Bundan sonraki aşama ise çininin renklendirilmesidir. Çininin üzerine silkme yöntemiyle desen aktarılır, çizilir ve boyanır. Ardından desenin korunması için sıralanır. Sır sıvı haldedir, fırçayla, püskürtme yöntemiyle veya daldırma yöntemiyle uygulanır.Çini bundan sonra tekrar fırınlanır,böylece sır sertleşerek camsı hale gelir.

Çini desenlerinin yapılmasında sır altı, sır üstü ve minia adlı üç teknik kullanılmaktadır.

Daha çok Osmanlılar ‘da kullanılan ve günümüze ulaşan İznik çini kaplarında görülen, sır altı tekniğinde kaplar fırınlanmadan önce bezenmekte, bu teknikte yüksek ısıya dayanıklı boyalarla yapılan bezeme, direkt olarak olarak kabın üzerine yapılmaktadır. Üzerine sır çekilen kap, yüksek ısıda fırınlanırken sır saydamlaşmakta ve alttaki bezeme oraya çıkmaktadır. Sır altı bezemede en çok kullanılan renk ise ısıya dayanaklı bir renk olduğundan kobalt mavisidir. Kapıların fırınlandıktan sonra bezenmesine dayalı bir teknik olan sır üstü tekniği ise daha çok Selçuklu sanatında görülmekte, İran da yaygın olan minia tekniğinde ise sır altı ve sır üstü teknikleri birleştirilmektedir.

Muhteşem devirler yaşayan, camilerde saraylarda en güzel örnekleri sergilenen ancak 17.Y.Y dan itibaren bilgi ve belge bırakmadan yok olmaya yüz tutan çini sanatı , eski gücünden çok şey kaybetmiş olmasına rağmen, çeşitli kurumlar tarafından bu gün yaşatılmaya ve yeniden canlandırılmaya çalışılmaktadır.

copyright 2012 www.sanatsaleller.com T&S